Erkekleri Yatağa Atın

22 Ağustos 2011 Pazartesi
0 yorum

Zaman değişti, evde koca bekleyen, seksle kocası sayesinde tanışan kadınların dönemi bizden çok gerilerde kaldı. Artık kadınlar hayatın her alanında erkek gibi yaşıyorlar. Erkekler kadar başarılılar, erkekler kadar çok para kazanıyorlar, erkekler kadar ne istediklerini biliyorlar. O zaman neden konu sekse gelince her istedikleri erkeği elde edemesinler?

“Hiçbir erkek bir kadının aldatıcılığıyla başa çıkacak güce sahip değildir.” diyor
Navarre’li Marguarite. Biz de birbirinden farklı özellikleriyle erkeklerin başını döndüren 4 kadını sizin için seçtik ve “Baştan Çıkarma Sanatı” kitabının yazarı Robert Greene’in tavsiyeleri doğrultusunda size dilediğiniz erkeği baştan çıkarmak ve yatağa atmak için aldatıcılığınızı nasıl kullanacağınıza dair bir rehber hazırladık.

İÇİNİZDE GİZLİ MARILYN MONROE’YU ORTAYA ÇIKARIN!

Marilyn Monroe ilk gençlik yıllarından itibaren erkeklerin üzerindeki gücünü keşfetmeye başlamıştı. “Onların beni öpmek, bana sarılmak istemesinin suçu bendeymiş. Bazıları, onlara tutku dolu gözlerle baktığımı söyledi. Bazıları ise sesimin kendilerini baştan çıkardığını söyledi. Bir kısmı ise onları yere yatıran titreşimler yaydığımı iddia etti.” günlüğüne yazdığı erkeklerle ilgili itiraflardan sadece biriydi.

- Hem arzulu bir kadın hem de masum bir kız çocuğu olun. Marilyn Monroe’nun sanki benliğinin bir bölümü cinsellik çığlıkları atarken geri kalanı bunun farkında değilmiş gibi saf ve utangaçtı ve bu çelişki tüm erkeklerin başını döndürüyordu. Unutmayın, bir kadının hem korunmaya muhtaç hem de cinsel açıdan heyecan verici görünmesi erkeklerin en büyük fantezisidir.

- Sesinizi Marilyn Monroe gibi kullanın. Marilyn Monroe ses tonunu küçük bir kız ile vamp bir kadın seslerinin karışımına kadar alçaltıyordu. Siz de sesinizin kontrolünü ele alın ve yüksek sesle konuşmayı bir kenara bırakın.

- Hareketlerinizi şehvet yönlendirsin. Marilyn Monroe her oynadığı sahnede seksi düşünüyormuş, şehvetin pençesine kapılmış gibi cinsel titreşimler yayıyordu. Sevilmek ve arzulanmak isteği davranışlarınıza ayrı bir çekicilik katar, ama bu etkiyi yaratırken masumiyeti de ön planda tutun.

TANRIÇA AFRODİT OLABİLİRSİNİZ!

Afrodit, cinsel yönü çok gelişmiş, inanılmaz derecede özgüvenli, bitmek bilmeyen zevkler ve biraz da tehlike sunan kadınların en ünlüsüdür. Bu yüzden bu efsanevi kadın diğer tüm kadınlar için iyi bir örnek olacaktır.

- Tehlikeyi çağrıştırın. Günümüz dünyası erkekler için daha az macera içeriyor. O yüzden erkeklere genlerinde ihtiyaç duydukları tehlikeyi sunun. Dengesiz olun, açık olmayın. Bu hem onları heyecanlandıracak hem de içinizi okuyup zayıf yönlerinizi görmelerini engelleyecektir.

- Güvendiğiniz fiziksel özelliklerinizi kullanın. Her kadın fiziksel özelliklerini ön plana çıkaracak kadar kadınsı ve özgüvenli değildir. Giysileriniz cinsellik çığlıkları atmasın, ama vücudunuzun güvendiğiniz ve karşınızdakinin hayal gücünü harekete geçirecek bir bölümünü sergileyin.

- Afrodit gibi gözlerinizle konuşun. İşin anahtarı bakışların kısa ve delici olması ve ardından başka yöne çevrilmesidir. Gözleriniz arzunuzu anlatırken yüz ifadeniz sakin olmalı. Gülümsemeyin, gülümsemek yarattığınız etkiyi yok eder.

CLEOPATRA GİBİ HER KARŞINIZA ÇIKANI DİZE GETİRİN!

Romalı yazar Dio Cassius “Cleopatra kişiliği ve konuşmasıyla en soğuk ve  en kararlı düşmanını bile baştan çıkarabilirdi. Sezar da onu gördüğü ve sesini duyduğu anda büyülenmişti.” diyor.

- Ondan üstün olduğunuzu düşündürün. Cleopatra Sezar’la sohbetlerinde soyundan geldiğini iddia ettiği Büyük İskender’den söz ederdi. Bu da Sezar’ın kendini daha aşağıda hissetmesine ve erkekliğini kanıtlama konusunda hırslanmasına neden olurdu. Siz de onun kendini eksik hissetmesine yol açacak konuları açın.

- Yaşamının aslında ne kadar sıkıcı olduğunu ona gösterin. Cleopatra Marcus Antonius’u tavlamak için ise onu Mısır’da ziyafetlerle karşıladı, türlü eğlenceler sundu ve Mısır yaşamının Roma yaşamından en azından eğlence konusunda daha üstün olduğunu ona sergiledi. Siz de değişimi, rutinin dışına çıkılmasını temsil edin. Ona yaşamının sıkıcı ve ilginç olmadığını düşündürün.

JOSEPHINE GİBİ BİR NAPELEON FETHEDEBİLİRSİNİZ!

Napeleon, karısı Josephine’i o kadar çok seviyordu ki İtalya’da savaştayken ona pek de sık mektup yazmayan Josephine’in yanına dönebilmek için savaşı erken bitirmeyi bile göze almıştı. Napeleon adeta Josephine için yaşıyordu.

- Kolay teslim olmayın. Josephine önce bakışları ve davranışlarıyla Napeleon’u kendine çekti, istediği etkiyi yaratınca da kendini geri çekerek  Napeleon’un peşinden gelmesini sağladı. Siz de kontrolü ona vermeyin, ilgisini yitireceğinden korkarak ipleri ona kaptırmayın.

- Kıskançlık yaratın. Josephine’in bir aşığı olduğu dedikoduları Napeleon’u Josephine konusunda daha da hırslandırıyordu. Siz de üçüncü kişilere ilgi gösterin, kurbanınıza belki de onunla sandığı kadar ilgilenmediğiniz sinyalini gönderin.

- Aklınızdan neler geçtiğini belli etmeyin. Josephine Napeleon’a gözünü çok önceden dikmişti. Ama neyin peşinde olduğunu hiç hissettirmedi. Siz de dolaylı yaklaşın, tehdit edici görünmeyin, bırakın siz ağlarınızı ustalıkla örerken o sizi tavladığını sansın.
Devamı »

Sevgiliyle Tatil Zamanı!

21 Ağustos 2011 Pazar
0 yorum
Sevgiliyle tatile çıkmak ya da çıkmamak, bütün mesele bu değil. Sevgilinizle tatile çıkmak, nereye gideceğinize karar vermekten yanınıza almanız gerekenlere kadar iyi planlanması gereken bir süreç. İşte bu süreçte size yardımcı olacak tavsiyeler...

1.  ADIM / İLİŞKİNİZİN HANGİ AŞAMASINDA TATİLE GİTMELİSİNİZ?

FLÖRT DÖNEMİ
Flört döneminde özellikle grup olarak gidilen tatiller; gece-gündüz beraber geçirilen zamanlar, farklı farklı aktiviteler, bol neşe ve bol eğlence demek olduğundan ilişkiye geçiş sürecini hızlandıracaktır. Ama yine de dikkat! Potansiyel aşkınız orada bir yaz aşkı bulursa tatiliniz burnunuzdan gelmesin.

CİCİM AYLARI
Birbirinize doyamadığınız, aşkın kitabını tekrar yazdığınız bu dönemde beraber çıkacağınız tatil de size cennette geçirilen bir hafta gibi gelecektir. Hatta o aşkla emin olun; horlaması size ninni gibi gelecek, odadaki dağınıklığını toplamak sizi mutlu edecek, huysuzlukları bile en fazla “ah benim nazlı aşkım” dedirtecektir.

KAVGA SONRASI
Sürekli kavga ettiğiniz bir dönemdeyseniz, tatile giderek büyük kumar oynadığınızı söyleyebiliriz. Bu kumarın sonunda ya tüm yaşanan olumsuzlukları geride bırakacak ve ilişkiye taze bir başlangıç yapacaksınız ya da en küçük olay bile kavgaya dönüştüğünden sevgilinizi orada bırakıp kaçacaksınız.

EVLİLİK YOLUNDA
Tatilin evliliğin kısa bir ön izlemesi olduğunu söyleyebiliriz. Bu yüzden ilişkiniz evliliğe doğru gidiyorsa, mutlaka beraber tatile çıkmanızı tavsiye ederiz. Çünkü tatilde benim evim, onun evi demeden aynı evde yaşamanın nasıl bir şey olduğunu az da olsa anlayabilirsiniz.

2.  ADIM / TATİLE NEREYE GİDECEKSİNİZ?

Tatile çıktığınıza göre sevgilinizi az çok tanıyorsunuz. O zaman tatilinizin bir faciaya dönüşmemesi için gideceğiniz yeri, onun ve sizin karakterinize göre seçin.

BODRUM/ÇEŞME
Eğlence ve tatil deyince tabii ki hepimizin aklına Bodrum ve Çeşme geliyor. Ama sevgiliniz gözlerine hakim olmakta zorluk çekiyorsa veya siz kıskançlık krizi konusunda deneyimliyseniz manken tadında kızların cirit attığı Bodrum ve Çeşme’den uzak durun. Evliliğe doğru giden bir ilişki yaşıyorsanız da Bodrum ve Çeşme bekarlık hayatının tüm cazibesini sergilediğinden size uygun bir tatil destinasyonu olmayacaktır.

KAŞ
Sakin bir tatil geçirmek istiyor ve baş başa vakit geçirmenin hayalini kuruyorsanız Kaş tam size göre. Özellikle ilişkinizin başındaysanız böyle bir tatil birbirinizi daha yakından tanımanız için ideal olacaktır. Ama sevgiliniz tatil deyince hareket ve eğlence arıyorsa onu Kaş’a sürüklemenizden pek hoşlanmayacak, bizden söylemesi...

ASSOS/BOZCAADA
Beraber çıkacağınız ilk tatil olacağı için endişeleriniz varsa, size hafta sonluk yakında gidebileceğiniz sakin yerleri öneriyoruz. Böylece hem ilk tatiliniz için fazla risk almamış hem de unutulmaz anlar yaşayabilirsiniz.

YURT DIŞI
Sevgilinizle zevkleriniz aynı mı? O zaman yurt dışına gitmek sizin için çok keyifli bir tatil olabilir. Ama siz alışveriş merkezlerinden çıkamazken o müze gezmek isterse “eyvah” diyoruz. O yüzden size tavsiyemiz, yurt dışına gitmeden önce bu tatilden beklentilerinizin ne olduğunu net olarak konuşun. Hatta turla giderseniz, turun programına bağlı kalacağınızdan bu tip görüş ayrılığı krizlerini minimuma indirmiş olursunuz.

3.  ADIM / TATİLE GİDERKEN YANINIZDA NE GÖTÜRECEKSİNİZ?

·      Tabii ki en seksi iç çamaşırlarınız. Ama saten gecelikleri bavulunuza doldurmadan önce tatile gittiğiniz yeri de göz önünde bulundurun. Örneğin Olympos’a gidiyorsanız saten gecelik sizi seksi değil komik yapacaktır.
·      Oje ve aseton. Tatile çıkmadan manikür ve pedikürünüzü yaptırmış olsanız da deniz, kum ve güneşle ojeleriniz yamalı bohçaya dönebilir. Erkeklere son derece itici gelen kenarları çıkmış ojeyle gezmek veya devamlı ellerinizi gizlemek zorunda kalmak yerine ojeniz ve asetonunuzla hazırlıklı olun.
·      Cımbız ve jilet. Tatile istenmeyen tüylerinizle beraber çıkmaya kalkmayacağınıza eminiz. Ama onlar size bir sürpriz hazırlamış olabilir ve tatilin tam ortasında karşınıza çıkabilirler, bu yüzden önlemi önceden almanızı tavsiye ederiz.
·      Saçlarınız için gerekli malzemeler. Şehirdeyken sevgilinizle buluşmadan önce kuaför uğrak yerinizse tatilde iş size düşüyor demektir. Tatilde kuaföre gitmeye kalkıp kendinizi kokoş durumuna düşürmeyin; fön fırçası, köpük, sprey gibi malzemeleri yanınıza alarak maharetlerinizi sergileyin.
·      Zamanlayıcı özelliği olan fotoğraf makinesi. İnsan tatile sevgilisiyle gidince tatilde onunla çekilmiş fotoğraflar istiyor. Ama devamlı “bizim bir fotoğrafımızı çeker misiniz?” diye birilerine rica etmek sıkıcı oluyor, aynı kareye sığacağız diye 45 derece açıyla yukardan çekilenler ise size gıdılı fotoğraflar olarak geri dönüyor. Bu yüzden zamanlayıcı özelliği olan bir fotoğraf makinesi alın, adam gibi fotoğraflarınız olsun.
·      Detaylardaki mükemmellik. Siz bir kadınsanız, size ait her detay da sizin zarafetinizi ve kusursuzluğunuzu yansıtmalı. Eskimiş bir diş fırçası, ayakkabılarınızı koyduğunuz BİM torbaları, içi simsiyah olmuş makyaj çantası ve fermuarı patlamış bavulun size yakışmadığında hemfikiriz herhalde.
·      İskambil kağıdı. Sevgilinizle tatilde sıkılma ihtimaliniz tabii ki çok düşük. Ama yine de tedbiri elden bırakmamak da fayda var. Yapacak bir şey bulamadığınız bir anda bir deste iskambil kağıdı hayat kurtarabilir. Tabii sizin daha yaratıcı oyunlarınız varsa bir şey diyemeyeceğiz...
·      Kibrit. İşte size yılın tüyosu. Her kadın için tatilin en büyük kabusu kuşkusuz tuvalete gitme sorunsalı. Oysa tuvaletteki işiniz bittikten sonra yakacağınız bir kibrit oradaki kötü kokunun yok olmasını sağlayacaktır. Yanık kokusunu sorarsa da “dışardan geliyor herhalde” gibi inandırıcı bir bahane bulacağınıza eminiz.

4.  ADIM / TATİLDE YAPMAMANIZ GEREKENLER

·      Öncelikle tatile 7 bavulla çıkmaya kalkmayın. Bütün gardırobunuzun da sizinle tatile gelmesine gerek yok. Her gün ne giyeceğinizi planlayın ve ona göre sadece gerekli parçaları alın.
·      Tatile geldiniz artık bir kere. İkiniz için de rahatsız edici olmadığı sürece otelden, otelin odasından, odanın banyosundan, banyonun mermerlerinden şikayet etmeyin; sevgilinizin kafasını şişirmeyin.
·      Artık kendinizi olduğunuz gibi kabul etme, vücudunuzla barış imzalama zamanı. Ters ışık geldi, selülitlerim gözüktü, aman karnım pörtledi gibi panikleri boş verin; anın tadını çıkarın.
·      Tatilde çevrenizde bikinili kızlar gezerken kıskançlık yapmamak zor biliyoruz. Ama kendinizi frenlemeye çalışın, dilinizi ısırın, kendinizi çimdirin veya başka bir yol bulun ve “O kıza niye baktın” cümlesini asla kurmayın.
·      Tatil demek bronzlaşmak demek. Fakat bronzlaşacağım derken marsık gibi yanmayın. Akşam sevgiliniz size dokunmak istediğinde “dokunma, canım acıyor” diye çığlıklar atmayın.
·      Odada akşam için hazırlanmanız 3 saat sürmesin. Şehirde belirli bir buluşma saatiniz varken öncesinde isterseniz tüm gün hazırlanabilirsiniz, ama o yatağın üzerine oturmuş sizi beklerken delirmesini istemiyorsanız hızlı olun.
·      “Yorgunum, gece dışarı çıkmaya halim yok” diye mızmızlanmayın, ama tam tersine “her an farklı bir aktivite yapıyor olmalıyız” moduna da girmeyin.
·      Yemek konusunda uçlarda olmayın. Adı üstünde tatildesiniz, rejimi boş verin, salatayı dönünce tırtıklarsınız. Ama açık büfeyi görünce kendinizi de kaybetmeyin, sevgilinizin gözünde “bu, aç kalsa beni de yer” imajı oluşturmayın.

Devamı »

İş Yerinde Aşk

0 yorum

HEYECAN MI, HEZEYAN MI?

Kimine göre işi çekilir kılmanın yegane yolu, kimine göre tehlikeli sular, kimine göre ise yaşamayan bilemez. İşte her ayrıntısıyla iş yerinde aşk...
Hayatımızın çoğunun geçtiği iş yerlerimizde zaman zaman iş arkadaşlarımızla aramızda elektrik doğması kaçınılmaz. Önemli olan ise bundan sonrası. Ne yapacağız, bu heyecanın peşinden mi gideceğiz, yoksa ‘iş başka, aşk başka’mı diyeceğiz?
İş yerinde aşkın aşamaları
1. aşama: Flört
·      İş yerinde aşk yaşayacaksanız emin olun en tehlikesiz ve keyifli kısmı flört kısmıdır. Bu yüzden birçok insan bir sonraki adımı atmak yerine, iş yerinde başlayan bu kıvılcımı sadece flört aşamasında tutmayı tercih eder.
·      Kafein komasına girmeye hazır olun çünkü onunla karşılaşmak için devamlı çay-kahve almaya gitmeniz gerekecek.
·      Eğer sigara içiyorsa ve siz içmiyorsanız hemen başlasanız iyi olur. Sigara molaları muhabbeti ilerletmek için ideal.
·      Pazartesi sendromu artık sizden çok uzaklarda, tam tersine onu görmek için her pazartesiyi iple çekeceksiniz.
·      Flört kısmı gereğinden fazla uzarsa sizde gereksiz stres yaratabilir, hazırlıklı olun. Önemli olan bu noktada illa ilişki yaşanacak diye inat etmemek ve oluruna bırakmak.
2. aşama: İlişki
·      İlişkiye adım attınız, şimdi sıra onu kimseye çaktırmama çalışmalarında.
·      İlişkinin ilk başlarında ellerinizi ve gözlerinizi birbirinizden uzak tutamazken tutmak zorunda olmak size güç gelecek ama bir de bu ateşle yalnız kalacağınız anı düşünün.
·      Sevgilinizi kıskandırmamak adına diğer iş arkadaşlarınıza eskisi kadar rahat davranamayabilirsiniz.
·      Aynı şekilde onun diğer iş arkadaşlarınıza davranışları da sizi kıskançlık krizlerine sokabilir.
·      Evli bir çiftten bile daha fazla beraber vakit geçireceğinize göre ilişkinizin monotonlaşmaması için ekstra çaba gerekiyor.
·      Elbette ilişki aşamasındaki her şey bu kadar olumsuz değil. Onu her gün görecek olmanız emin olun işe koşa koşa gitmenizi sağlayacak.
·      İş yerinde iş konularında sizi satmayacağını ve yaptığınız iş dedikodularını başkasına anlatmayacağını bildiğiniz birisine sahip olmanın huzurunu doyasıya yaşayabilirsiniz.
3. aşama: Ayrılık
·      “Lütfen görmeyeyim seni bir yerlerde, karşıma çıkma” şarkısını ne yazıkki söyleyemeyeceksiniz.
·      Eğer ciddi bir ayrılık değilse barışmanız bir araya geleceğiniz ortamlar sayesinde çok daha kolay ve hızlı olacak.
·      Ayrılık acısı her zaman iş yerindeki motivasyonunuzu düşürür ama bir de eski sevgiliniz o iş yerinde olunca çok daha gergin olmaya hazır olun.
·      Hayatınıza devam ettiğinizi, ne kadar iyi olduğunuzu ona göstermek için bir yerlerde karşılaşmayı beklemenize gerek yok.
·      Onu her gün görmeye dayanamazsanız iş değiştirmek zorunda kalabilirsiniz.
İş yerinde aşk yaşıyor ve yakalanmak istemiyorsanız 
  • Yüz yüze gizli köşelerde konuşmak yerine chat programlarını veya e-mail’i tercih edin. Tabii e-mailleriniz IT departmanınız tarafından takip edilmiyorsa! 
  • Şirketin en cingöz ve dedikoducu tipleriyle kanka olun. Büyük ihtimalle ilk öğrenen onlar olacağından arkadaşlık hatrına onların başkalarına söylememelerini sağlayabilirsiniz. 
  • Madem iş yerinde aşk yaşıyorum, seks de yaşayayım diyorsanız ekstra dikkatli olun. Mesai saatleri dışını tercih edin, güvenlik görevlilerini, kameraları ve temizlik görevlilerini de sakın unutmayın.
  • Sadece iş yerinde davranışlarınıza dikkat etmekle iş bitmiyor, buluştuğunuz yerleri de özenle seçmeli veya topluma açık yerlerde elinize kolunuza hakim olmalısınız.
İş yeri türüne göre aşk
Hastane: ER, Grey’s Anatomy gibi dizilere bakarsak bir iş arkadaşınızla aşk en azından seks yaşamanız adeta hastanede çalışmanın ön koşulu.
Uçak: Pilot-hostes aşkından daha iyi bulutların üzerinde yaşanacak bir aşk düşünebiliyor musunuz?
Otel: Dilediğiniz kadar oda, dilediğiniz kadar yatak... Daha ne isteyebilirsiniz ki?
Okul: İki öğretmenin aşkı öğrencilerin diline düşerse insanı aşktan da, öğretmenlikten de soğutabilir, dikkat!
İş yerinde aşkı yaşayanlar anlatıyor
“Patronuma sırılsıklam aşıktım. Bunun nedeninin iş yerindeki başarısı ve karizması olduğunu ise ancak ilişki yaşamaya başlayınca anladım. Sosyal hayatta ne kadar sıkıcı bir insan olduğunu görünce bende aşk maşk kalmadı, ama işyerinde devamlı beni koruyan, kollayan bir insan olması tabii ki hoşuma gidiyordu. Ta ki ondan ayrılana kadar... Bana işi zehir etti ve sonunda çok sevdiğim işimden ayrılmak zorunda kaldım.”
Selda Y. Bankacı
“Sevgilimle ilişkimizin en başlarında bir ofis fantezisi yapalım dedik. Herkes gittikten sonra giriş katındaki toplantı odasına geçtik, kapıyı kapadık ve ateşli bir biçimde birbirimizi soymaya başladık. Hesap edemediğimiz şey ise aynalı camların içeride ışık yanınca bildiğimiz cama dönüşmesi ve içeriden canlı yayın yapmasıymış. Bunu tam sütyenimi çıkarırken bahçedeki güvenlik görevlisiyle göz göze gelince anladım.”
Gizem A. İnsan Kaynakları Uzmanı
“Ekibime alacağım eleman için görüşmede Görkem karşıma çıkınca ona ‘Şu anki işinden neden ayrılmak istiyorsun’ gibi sorular sorsam da, asıl sormak istediğim ‘Beni duvara yapıştırıp mı seks yapmak istersin, yoksa masayı mı tercih edersin?’ idi. Onu işe alırsam sırf görünüşünden dolayı alacaktım ve bu hiç etik değildi, ama erkekler bunu yıllardır yapmıyor muydu? Evet Görkem’i işe aldım, o ise benim ofis fantezimi benim yerime sekreterimle gerçekleştirmeyi tercih etti.”
Meltem T. Mimar
Devamı »

Dikkat! Tehlikeli Sulardasınız!

0 yorum

Hayatın bize neler hazırladığını bilemiyoruz ve sakin sakin yüzdüğümüzü sanırken bir anda kendimizi tehlikeli sularda buluyoruz. Ama madem tehlikeli sulara bir kere girdiniz, boğulmadan çıkmayı da başarabilirsiniz.

İş ve aşkı karıştıranlardan mısınız?
Bahaneniz: Hayatım işte geçiyor. Eh tabii hayatımın aşkı da işyerinde karşıma çıkıyor!
Muhtemel yaşayacaklarınız:
-    Sevgiliniz, patronunuz veya müdürünüz ise tamamen onun insafına kalmış durumdasınız. İlişki sırasında aşkı işinin önüne koyup sizi kayırabilir, hatalarınıza göz yumabilir hatta size zam bile yapabilir. Ama ayrıldığınızda da aynı şekilde duyguları işinin önüne geçeceğinden işyerini size zindan edebilir. Bu yüzden ilişkinin başından itibaren objektif olması ve işle aşkı karıştırmaması, emin olun uzun vadede sizin avantajınıza olacaktır.
-    İşle aşkı karıştırırken hele bir de aynı kurumda çalışmadığınız müşteriniz/hastanız/öğrenciniz durumundaki biriyle aşk yaşıyorsanız cidden tehlikeli suları seviyorsunuz demektir. Ama unutmayın, tehlikeli suları seven sonucuna katlanır, kovulmak da dahil...
-    İlla işyerinde biriyle aşk yaşayacaksanız sizin astınız, üstünüz, müşteriniz olmayan birini tercih edin.
Favori filminiz:
Jerry Maguire – İş yerinden aniden istifa eden platonik aşkının peşinden gitmek için her şeyi göze alan bir kadın. O siz olabilir misiniz?
Kader arkadaşınız:
“Müdürümle ilişkimizi güya gizliyorduk. Ama yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış, kısa sürede yakalandık. İşte o noktadan sonra sevgilimi aldı bir panik, beni kayırıyor durumuna düşmemek için olmayacak tüm işleri bana yıkmayı ve sonra haliyle yapamayınca da beni herkesin içinde azarlamayı adet edindi. Ve böylece hem bir eleman hem de sevgili kaybetti.”
Ayça D. Müşteri Temsilcisi


Arkadaşının aşkına yan gözle bakanlardan mısınız?
Bahaneniz: İnsan kime aşık olacağını seçemiyor!
Muhtemel yaşayacaklarınız:
-    Sevgili adayınız, arkadaşınızın platonik aşkıysa hala bir şansınız var demektir. Eğer arkadaşınız aşkından gerçekten ölmüyorsa size anlayış gösterebilir, siz de tehlikeli sulardan kurtulup mutluluk limanına demir atabilirsiniz.
-    Potansiyel aşkınız, halen arkadaşınızın sevgilisiyse arkadaşınıza ciddi bir dost kazığı atmak üzeresiniz. İyi düşünün, çünkü ya arkadaşınızı seçeceksiniz ya da sonu belirsiz bir aşkı.
-    Sevgili adayınız, arkadaşınızın ex sevgilisiyse onun arkasından iş çevirmek yerine ona karşı dürüst olun. Onun için kabullenmesi kolay olmayacaktır, hele de eski sevgilisine karşı hala hisleri varsa. Ama zaman her şeyin ilacıdır, zamanla ilişkinizi kabullenebilir, arkadaşlığınız bu depremi atlatabilir.
Favori filminiz:
Pearl Harbor – En yakın arkadaşının savaş sırasında öldüğünü sanıp onun sevgilisiyle aşk yaşayan bir adam ve arkadaşının geri dönmesiyle birbirine giren ilişkiler. Bu karmaşanın içinde siz de olabilirdiniz.
Kader arkadaşınız:
“Arkadaşım sevgilisinden ayrıldıktan sonra bir süre sevgilisiyle aşk yaşadık. Ama bunu arkadaşıma asla itiraf edemedim. Ta ki başka bir arkadaşıma atacağım mesajı yanlışlıkla arkadaşıma atana kadar: “Aman Arda ile aramızda olanları ağzından kaçırma, Merve hala bilmiyor.”
Nilay Ş. Makine Mühendisi

Aldatmaya doğru son hız gidenlerden misiniz?
Bahaneniz: Kimse durup dururken aldatmaz. Beni bu noktaya getiren onun hataları oldu.
Muhtemel yaşayacaklarınız:
-    Aldatmak tehlikeli sulardan da öte ateşle oynamak demek. Ve bu ateş uzaktan göz alıcı, heyecan verici olsa da yaklaştığınızda sizi kör edebilir, elinize aldığınızda sizi yakabilir.
-    Hayatınızdaki kişiyi kaybetmeyi göze alabiliyorsanız onu aldatmayı düşünmelisiniz. Çünkü her seçim bir vazgeçiştir.
-    İş işten geçti ve aldattıysanız ama ayrılmak da istemiyorsanız eşinize/sevgilinize itiraf etmeden iki kere düşünün. Belki ona karşı dürüst olup vicdanınızı biraz rahatlatacaksınız, ama bu itiraftan sonra sizi affettiğini söylese bile hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Unutmayın, kopan bir ipe sımsıkı bir düğüm atarsanız, ipin en sağlam yeri artık bu düğümdür. Ama ipe her dokunuşunuzda canınızı acıtan tek nokta yine o düğümdür.
Favori filminiz:
Unfaithful – Monotonlaşmış bir evlilik, insana unuttuğu arzuları hatırlatan bir tesadüf ve altüst olan yaşamlar... Bu filmde rol almak istediğinize emin misiniz?
Kader arkadaşınız:
“Şirketimize yeni giren 22 yaşındaki çocuk, tüm kızlar peşinde olduğu halde 35 yaşındaki bana aşkını itiraf edince farkettim ki ben kadın olduğumu unutmuşum. Çocuklar, evlilik derken aynaya bakmayalı uzun zaman olmuş. Kocam da sağolsun ilgisizliğiyle bunu unutmama yardımcı olmuş. Buna rağmen onu aldattım mı? Hayır, ama o çocukla flört ettiğimi de inkar etmenin alemi yok.”
Nur R. Finans Uzmanı

Devamı »

Gör, Duy, Dokun, Sev!

0 yorum

Bir ilişkinin içinde olunca karşı tarafı tanıdığımızı sanıyoruz. Bu yüzden de davranışlarının nedenlerini anlamaya çalışmak yerine, kendi algılarımızla onu yargılıyoruz. Ama acaba gerçekten onunla algı sistemlerimiz aynı mı çalışıyor?

Görsel, işitsel ve dokunsal... Tüm insanlar bu 3 algı sistemini bir arada kullanıyor olsa da, aralarından bir tanesi daha çok ön plana çıkıyor ve kişi yaşamı ona göre algılıyor. NLP & Yaşam Koçu Nurşen Kaya, bunu bir örnekle açıklıyor: “Sevgiliniz her akşam sizin yanınızda oturmak yerine karşınızdaki kanepede oturup televizyon izliyor diye sizi sevmediğini düşünüyor olabilirsiniz. Ama belki siz dokunsal algı sistemine sahipken o işitsel algı sistemine sahip ve size olan sevgisini dokunarak değil, söyledikleriyle göstermeyi tercih ediyor.”

“İlişki yaşadığımız kişinin birincil olarak hangi algı sistemini kullandığını bilirsek onun davranışlarını daha doğru yorumlar ve ona da o şekilde davranabiliriz.” diye devam eden Nurşen Kaya, başarılı ilişkide en önemli noktaya dikkat çekiyor: Birbirini tanımak ve neyi niçin yaptığını anlamak.

Mini Test: Hangi algı sistemini daha çok kullanıyorsunuz?
NLP & Yaşam Koçu Nurşen Kaya tarafından hazırlanmıştır.

1-  Bir toplantıda sizi etkileyen biriyle tanıştınız. Onu düşündüğününüzde önce;
a-  Yüzünü, giyim kuşamını ve fiziğini hatırlarım.
b-  Söylediği sözleri hatırlarım.
c-  Tokalaşma anında bıraktığı hissiyatı hatırlarım.

2-  Bir adres tarifine ihtiyacınız var. Tarifin ne şekilde yapılmasını istersiniz?
a-  Bir kağıda çizilerek yapılmasını.
b-  Belirli binaları ve noktaları referans vererek yapılmasını.
c-  Farketmez, yön duyguma güvenirim ve hislerimle hareket ederim.

   3- Herhangi bir noktada karar verirken;
a-Olası sonuçları gözümde canlandırmaya çalışırım.
b-O konuyla ilgili olabilecek yorumları duymaya çalışırım.
      c-İçimden gelen dürtülere göre karar veririm.

   4- Hoşlanmadığım birinin,
a-Yüzünü görmekten rahatsız olurum.
b-Sesini duymaktan rahatsız olurum.
c-Yakınımda olmasından rahatsızlık hissederim.

5-  Yeni bir araba alırken,
a-  Önce görüntüsüne önem veririm.
b-  Motorun sesi ve ne kadar hız yaptığı önemlidir.
c-  Önce içindeki konfor, rahatlık ve yumuşaklığı gibi detaylara bakarım.

Sonuçlar:
A’lar fazlaysa: Görsel algı sistemini daha çok kullanıyorsunuz. Yani çevrenizi görerek algılıyor ve kararlarınızı gördüklerinize göre veriyorsunuz.
B’ler fazlaysa: İşitsel algı sistemini daha çok kullanıyorsunuz. Yani bilgiyi dinleyerek depoluyor ve kararlarınızı dinlediklerinize göre veriyorsunuz.
C’ler fazlaysa: Dokunsal (kinestetik) algı sistemini daha fazla kullanıyorsunuz. Olayları dokunarak algılıyor ve yorumluyorsunuz.

Karar verirken sadece mantığınızı dinlediğinizi mi sanıyorsunuz?

Araştırmalar gösteriyor ki bir karar verirken bizi etkileyen 4 temel unsur var:
Göze hitap ettiği için - %40
Kulağa hitap ettiği için - %10
Duygulara hitap ettiği için - %40
Akla hitap ettiği için (mantıksal) - %10

Algı sistemlerini geliştirme yolları
Sevgilinizle farklı algı sistemlerini kullanıyorsunuz diye endişelenmeyin. İstediğiniz algı sistemini yaşamınızda daha ön plana çıkarmak için işte size birkaç ipucu.

Görsel algıyı geliştirmek için:
Bir manzaraya dikkatle 10 saniye boyunca bakın. Daha sonra manzarada gördüklerinizi not edin. 2 saat sonra aynı görüntüye tekrar bakın. Önceki manzara ile arasındaki farkları bulmaya çalışın. Yeni bir şey eklenmiş mi manzaraya? Bir şeyin şekli değişmiş mi? Bir şeyin rengi değişmiş mi?

İşitsel algıyı geliştirmek için:
Dışarı çıkın. Birbirinden farklı kaynaklardan gelen kaç çeşit ses ayırt edebiliyorsunuz. Mesela; araba sesi, kuş sesi, motor sesi v.b. Bu çalışmayı bir de gözleri kapalı yapın. Bakalım gözlerinizi kapatınca hassasiyetinizde bir artış oluyor mu?

Dokunsal algıyı geliştirmek için:
Birçok farklı eşyanın olduğu masanızın başına geçin. Gözlerinizi kapayın, masadan rastgele bir eşya seçin, sadece dokunarak, ne olduğunu anlamaya çalışın. Diğer elinize de başka bir obje alın, aralarındaki ısı farkını hissetme
Devamı »

Selülitsavar Değil Selülitsever Ol!

20 Ağustos 2011 Cumartesi
0 yorum
Her bahar, her yaz aynı kabusu görmeye başlıyoruz. Havalar ısınacak, bikiniler giyilecek ve bu selülitler nasıl saklanacak? Peki kim demiş selülit bu kadar korkulacak bir şeydir diye? İşte selülitsavar değil selülitsever sevgili yaratmanın yolları!
1.  SELÜLİT BİR HASTALIK DEĞİLDİR.
Her ne kadar bazı tıp uzmanları televizyonlara, dergilere çıkıp selüliti çağın vebası yerine koyup saatler süren yorumlar yapsalar da aslında selülit hastalık olarak nitelendirilemez.
Selülit bir dolaşım bozukluğu ve sadece sanal bir sorun. Tamamen kozmetik sektörünün yarattığı bir güzellik silahı. Tabii kozmetik sektörünün açtığı yolda magazin sektörü de tam gaz ilerlemekte. Bir düşünün selülit diye bir kavram olmasa, magazin dergileri sayfalarını neyle dolduracaklar, “güzelliğini selülitleri gölgede bıraktı.” tarzı haberler yapmayınca ne yapacaklar? Ama magazinciler bir türlü kabul etmek istemese ve her bikinili gördükleri ünlü de yeni bir şok geçirse de itiraf ediyoruz, selülit az veya çok tüm kadınlarda var.
2.  ONLAR SELÜLİT DEĞİL GAMZE!
Bundan sadece birkaç yüzyıl önce kadınların etli butlu olması tercih edilirmiş. Zayıf kadına fakir, hastalıklı gözüyle bakılırmış. Bugün ise hepimizin bildiği gibi ne kadar zayıfsanız, o kadar güzelsiniz.
Yine aynı şekilde eskiden beyaz tenli olmak zenginlik göstergesiymiş. Çünkü bronzlaşanlar tarlada çalışan işçi kadınlar olurmuş. Ama bugün bronz olmak çekici ve güzel olmanın en önemli şartlarından biri olarak görülüyor.
Demek ki zamanla beğeniler ve zevkler değişiyor. Demek ki yakında bir gün selülit de moda olacak. Hatta o portakal kabukları selülit değil, gamze diye adlandırılacak. Ve tabii selülitsiz olan kadınlar selülit sahibi olmak için uğraşacak.
3.  KADIN GİBİ KADIN İSTİYORSANIZ SELÜLİTE RAZI OLACAKSINIZ.
Erkekler son zamanlarda kadınların erkekleşmesinden şikayet edip duruyor. Kadınların iş hayatındaki başarısını, ilişkilerindeki özgürlük anlayışını kıskanıp “erkek gibi kadın istemiyoruz” diye ayaklanıyor. Peki kadın gibi kadın olmanın en önemli kanıtlarından birinin selülit olduğunu söylersek?
Selülitin erkeklerde değil de kadınlarda görülmesinin nedeni de işte bu. Çünkü erkeklik hormonu selülitin oluşmasını engelliyor. Kadınlık hormonu olan östrojen ise tam tersine selülite neden oluyor. Yani erkeklere bir tavsiye; eğer çevrelerinde hiç selülitsiz bir kadın varsa bilsinler ki kadınlık hormonundan pek nasibini almamış, erkek gibi bir kadınla karşı karşıyalar.
SELÜLİT ARTTIRMA YOLLARI
Tüm bu okuduklarınızdan sonra sevgilinizle beraber selülitsever bir çifte  dönüştüyseniz işte size daha da çok selülit sahibi olmanız için bir yol haritası:
·      Hareket etmeyin. Selülit düşmanı spordan uzak durun. Hatta hareketlerinizi bile minimuma indirin. Yürüyen merdiven kullanın, asansörden şaşmayın. Bol bol yatın, kıpırdamayın.
·      Kolayı ve kahveyi elinizden düşürmeyin. Güne kahveyle başlayın. Sonra kolayla devam edin. Sonra bir kahve daha ve sonra bir kola daha... Ta ki gece yatağa yatana kadar.
·      Sakın su içmeyin. Aman Allah korusun, su içersiniz, sonra dolaşımınız düzelir, o güzelim selülitleriniz gidiverir. Susadınız mı, o zaman kola için.
·      Uzakdoğu felsefelerine göre selülitin nedeni biriktirilmiş öfke ve kendini cezalandırma isteği. Yani selülitlerinizi çoğaltmak için sizin yapmanız gereken sık sık öfkelenmek ve kinci biri olarak bu öfkeyi unutup gitmemek, içinizde biriktirmek.
·      Kilo alın. Her ne kadar selülitin direkt olarak kiloyla bağlantısı olmasa ve zayıf kızlarda da selülit görülse de ne kadar kilolu olursanız selüliti o kadar iyi taşırsınız, çünkü selülite kendisini gösterebileceği daha geniş bir alan sunarsınız.
·      Tuz tüketimini arttırın. Selülitin en iyi dostlarından bir diğeri de tuz elbette. O yüzden siz de her yemeğinize tadına bile bakmadan tuz ekin, ekin, ekin.
·      Kepek ekmeği yerine beyaz ekmek, tatlandırıcı yerine şeker, haşlama yerine kızartma, zeytinyağı yerine margarin, meyve yerine çikolata, beyaz et yerine kırmızı eti sofranızdan eksik etmeyin.
SELÜLİT VE ERKEKLER
·      Erkek arkadaşınız sizin selülitlerinize laf ediyorsa siz de onu kıllarıyla dalga geçerek kıl edin. Sizin selülitleriniz en azından yerinde duruyor, çevreyi kirletmiyor. Onun kılları geçtiği her yere dökülüyor, delikleri tıkıyor hatta yemeklerden çıkıyor. İğrenç değil mi?
·      Sizi selülitsiz sanacak bir sevgili istiyorsanız. Astigmatı olan erkekleri tercih edin. Ve onun önünde soyunmadan önce gözlüklerini veya lenslerini mutlaka çıkarmasını sağlayın. Ondan sonra bırakın sizi portakal değil elma olarak görsün.
·      Sevgiliniz veya eşiniz selülitinize laf etme gafletinde bulunduğu anda selülitli olduğunuzu kabul edin ve tedavisi için ondan maddi destek isteyin. Bakalım güzellik merkezinin faturasını görünce hala selülit düşmanı olabilecek mi, yoksa “sen böyle de güzelsin” moduna mı transfer olacak?
SELÜLİTZEDELER ANLATIYOR
“Yeni aldığım iç çamaşırlarıyla öküz sevgilime striptiz yapmaya karar verdim. Salona gittim, karşısına geçtim ve başladım dans etmeye. Onun tepkisi ise “çek şu selülitlerini de maçı izleyeyim” oldu.
Burcu D. Öğretim Görevlisi
“Sevgilimin selülitlerime yorumu şöyle oldu: ‘Ben 4x4 değilim, şu engebeli arazilerden yoruldum, düz bir ova istiyorum.’ Ütüyle ütüleyince düzelecek kadar basit bir şey sanıyor galiba kendisi selüliti.”
Alev K. İnsan Kaynakları Uzmanı
“Sonunda selülitlerime laf eden kendini bilmez bir erkeğe nasıl cevap vereceğimi buldum: ‘Türk lokumu dediğin portakallı olur. Ama tabii öküz lokumdan ne anlar.’”
Defne C. Tur Operatörü
“Eşimin önünde giyinirken eşim sordu, ‘Senin bacaklarının arkasındaki pütürükler ne?’ diye. Cevabım tabii ki hazırdı. ‘Sürdüğüm krem alerji yaptı canım’ dedim. Hiç şüphelenmedi. Eh tabii özenle magazin programlarından, selülit haberlerinden uzak tutulan kocanın hali br başka oluyor.”
Özge Ö. Satın Alma Sorumlusu

Devamı »
 

Hakkımda

Reklam yazıp ürünler satma, markalar yaratma peşindeyken, dur biraz da başkaları için değil kendim için yazayım dedim. Maksat yazarken eğlenmek olduğuna göre seks ve ilişkiler hakkında yazmalıydım tabii. Böylece başladım yazılara... Yazarken gerçekten çok güldüm, güldükçe daha çok yazdım. Yazarken kendimi başta Elele olmak üzere dergi sayfalarının arasında buldum. İşte Elele ve diğer dergilere yazdığım yazılar burada. Benim yazarken eğlendiğim kadar siz de okurken eğlenirsiniz umarım:)
Blogger tarafından desteklenmektedir.

İzleyiciler

© 2010 Derin Mevzular Design by Dzignine
In Collaboration with Edde Sands • Ping • Lebanese Girls